Duygu Farkındalığı

duygular

Duygu farkındalığı ve yoğun duygularla başa çıkmak

Duygular, tüm memeli yaşamının ortak parçasıdır. Hepimiz mutluluk, korku, kaygı, öfke, şaşkınlık, heyecan, hayal kırıklığı, tahammülsüzlük, gurur, neşe gibi çok çeşitli duygular yaşarız. Aslında duyguların hayatımızda çok temel işlevleri vardır. Tehditleri tespit etmemize, zorluklarla başa çıkmamıza ve sevdiklerimizle bağ kurmamıza yardımcı olur. Yani hayatta kalmamızı sağlar.

 

Duygularımızla nasıl ilişki kuruyoruz?

Her birimiz, duygularımızla çeşitli şekillerde etkileşime girme yollarına, alışkanlıklarına sahibiz. Ancak korku, kaygı, öfke gibi yoğun duygularla başa çıkmak her zaman kolay olmaz. Bu tür yoğun duygular yaşadığımızda ise, genel eğilimimiz bastırmak, yok saymak veya onlar tarafından kontrol edilmek (altında ezilmek) olur. Ayrıca sıklıkla dikkatimizi dışarıya yöneltip; alışveriş yapmak, çılgınca bir şeyler yemek (veya içmek), bilgisayarda oyun oynamak, video izlemek gibi “kafa dağıtma” yollarını seçeriz.

Bu durumlarda odağımızı bir süreliğine dışarıdan içeriye; bedenimize veya zihnimize çevirip neler yaşıyor olduğumuza bakmak pek alışkın olduğumuz bir davranış biçimi değil. Bunun sonucunda, otomatik, tepkisel ve muhtemelen daha sonra pişmanlık duyacağımız şekillerde adımlar atma eğilimimiz oluyor. Bu da gayet doğal, çünkü bize başka bir yol öğretilmedi!

 

Yoğun duygularımızı yönetebilmek

Oysa içimizde duygular yoğunlaşmaya, yükselmeye başladığında, izleyebileceğimiz bir yol daha var: O sırada dikkatimizi yaşadığımız olaydan, durumdan içimize çevirmek ve zihnimizi gözlemlemek; duygu ve düşüncelerimizi izlemek. Bu sayede düşünceler içerisindeyken ne düşündüğümüzü, yoğun duygular yaşarken de neler hissettiğimizi anlayabiliyoruz. Yani duygularımızın farkındalığına erişiyoruz. Onları yok saymadan, bastırmaya çalışmadan varlığını kabul ediyoruz. Zaten duygularımıza dikkatimizi yöneltip varlıklarını kabul ettiğimiz an, etkileri de azalmaya başlıyor. Böylelikle içinde bulunduğumuz durumu daha net, berrak görebilmeye başlıyoruz. Bu net görüş, bundan sonra atacağımız adımı da sakince ve akıllıca belirlememizi sağlıyor.

Duygularımızı değişik hava durumlarına benzetebiliriz. Hava bazen pırıl pırıl, güneşli olur, bazen sisli puslu, bazen ise şiddetli gök gürültülü ve yağmurlu. Ancak bir gerçek var: Ne olursa olsun, tüm hava koşulları geçicidir. Bir süre sonra yerini başka bir hava durumuna bırakır. Duygularımızın da doğal bir süresi ve ritmi vardır. Onları bastırmaya veya büyütmeye çalışmadığımızda, er ya da geç yok olurlar.  

Bol uygulama ile “duygularımız bize sahip olmadan duygularımıza sahip olabiliriz”. Bu; duygularımız davranışlarımızı kontrol etmeden, duygularımızın farkında olmak anlamına gelir. Hepimizin bildiği gibi, duygularımız davranışlarımızı kontrol ettiğinde, genellikle iyi hissetmediğimiz ya da sonradan pişman olacağımız şeyler yaparız. Bu sebeple, özellikle duygularımız yoğun olduğunda, onların kalıcı olmadığını, değiştiğini ve bir süre sonra gideceklerini hatırlamakta fayda var. Her zaman değilse de, en azından bunu hatırlayıp duygularımızı yönetebildiğimiz (bastırmak değil 😉) durumlarda hayat bizim ve etrafımızdakiler için daha kolay olabiliyor 😊. Bunu, dalgalarla sörf yapmaya benzetebiliriz.

Eğer duygularınız tarafından kontrol edilme eğilimindeyseniz, duygu farkındalığı uygulamasını yapmadan önce kısa bir nefes farkındalığı egzersizi yapmak yardımcı olabilir. 

 

Duygu farkındalığı uygulaması

Eğer hazırsanız, dikkatimizi içeriye çevirip duygu farkındalığı uygulamasına başlayabiliriz. İsterseniz, ses kaydını dinleyerek de uygulamayı yapabilirsiniz. Amy Saltzman’ın Still Quiet Place adlı kitabında yer alan bu uygulama, duygularınıza daha yakından bakmanıza yardımcı olacak:

  • Her zamanki gibi rahat bir pozisyonda oturun ya da uzanın… Karnınızdaki nefese odaklanın ve sessizliğin, sakinliğin içinde dinlenin… Hazır olduğunuzda, sizde şu anda hangi duygular var, bunu fark edin. Dikkatinizi nazikçe belli bir duyguya yöneltip onu isimlendirin. Belli bir isim veremiyorsanız “duygu/his” diyebilirsiniz.
  • Sonra, duygunun nerede yaşadığını fark edin: Bedeninizin neresinde bu duyguyu daha yoğun biçimde hissediyorsunuz?… Ardından duygunun vücudunuzda nasıl bir his bıraktığına odaklanın. Küçük mü yoksa büyük mü, ağır mı, hafif mi… yumuşak mı, sert mi… sıcak mı, yoksa soğuk mu? Hareket ediyor mu yoksa hareketsiz mi…?
  • Bu sorulardan herhangi biri sizi duyguları deneyimlemek yerine onlar hakkında düşünmeye yönlendirirse, bunu da fark edin, birkaç nefes alın ve duygularla birlikte olmaya geri dönün.
  • Şimdi, duygunuza nazikçe sizden ne istediğini sorun. Genellikle duygular basit bir şey ister; kabul görme, zaman, alan veya dikkate alınma gibi. İstediği şeyi vermeye hevesli misiniz, veya onu verebilecek misiniz? Değilse, sorun değil. Bazen duygular bizden veremeyeceğimiz veya vermek istemediğimiz veya vermenin akıllıca olamayacağı şeyleri ister.
  • Birazdan uygulamayı sonlandıracağız; şu anda nasıl hissettiğinizi fark edin. Duygularınızla birlikte olmak ve onlarla arkadaşlık kurmak için zaman ayırdınız. Bu nedenle kendinizi tebrik edin. Duyguları görmezden gelmeden, gizlemeden veya büyütmeden onlarla birlikte olma deneyimini gündelik hayatta, ihtiyaç duyduğunuzda kendinize anımsatabilirsiniz.

* Bu yazının YKS öğrencileri için hazırlanmış versiyonu, universkop.com sitesinde yayınlanmıştır. Yazıya erişmek için https://universkop.com/ders-calisabilmek-icin-yogun-duygularla-basa-cikmak/