Birkaç haftadır gündemimizin neredeyse tamamını COVID-19 salgını oluşturuyor. Her gün yeni gelişmeleri takip ediyor, dünyanın çeşitli yerlerinde bu virüsle mücadele eden insanların hikayelerini öğreniyoruz. Aslında hepimiz bir şekilde, bu “yeni gerçekliğe” alışmaya çalışıyoruz. Bu yazıda, bu duruma nasıl farkındalıkla yaklaşabileceğimize odaklanıyorum. Bir uygulama önerisi olarak da şefkat meditasyonunu ele alıyorum.

 

Salgın günlerinde şefkat ve dayanışma

İnsanların önemli bir kısmı, sürekli ekranlara yapışmış bir şekilde haberleri takip ederken; korku, öfke ve çaresizlik duygularıyla dolup taşıyor. Diğer yandan, pek çok ülkede özellikle sağlık çalışanlarının müthiş özverili çalışmalarına; gözlerimizi yaşartan, içimizi umutla, sevgiyle dolduran kahramanlık hikayelerine tanık oluyoruz.

Pek çok yerde, yardıma muhtaç insanlara destek sunacak çok sayıda gönüllü ekipler oluşuyor. Hatta çeşitli yerel yönetimler bu tür gönüllülük faaliyetlerini örgütlüyor. Yani tüm bu karanlığın içinde, insanlara yardım etmek için sevgiyle, şefkatle çalışan kişiler de var. Hiçbir çıkar gözetmeden, karşılık beklemeden birilerine yardım etmenin hissi bambaşka.

Aslında bu bize çok önemli bir şeyi; seçebileceğimiz iki yol olduğunu gösteriyor: Biri, evde tek başımıza oturup haberleri izleyerek kendi çaresizliğimize gömülmek. Ama bir başka seçenek daha var. Yerimizden doğrulmak ve temas edebileceğimiz insanlara el uzatmak. Tanıdığımız olsun olmasın, birilerine sevgiyle yaklaşıp yardım etmek, insanı mutlu eden bir eylem. Bu tür yardımlaşma faaliyetleri, uzunca süredir geri plana itilmiş olan dayanışma duygusunu da besleyip geliştiriyor.

 

Önce kendimize şefkat göstermek

İkinci seçeneği uygulayabilmemiz için dikkat etmemiz gereken bir nokta var: Yaşanan gelişmelere içimizde yükselen tepkilerle değil, sağlıklı ve sakin değerlendirmelerle yanıt verebilmek. Yani, farkındalıkla yaklaşmak. Klasik bir örnekle, uçaktayken tehlike anında oksijen maskesini önce kendimize takmaya benzetebiliriz bunu.

İşte sevgi şefkat meditasyonu, bu süreçte sakin kalıp kendimizi güvende hissedebilmemizi destekleyecek önemli bir oksijen maskesi. Bu uygulamalar, içine gömüldüğümüz yoğun duygu ve düşünce girdaplarından çıkmamıza yardımcı oluyor. Kendimize ve çevremize şefkat ve nezaketle yaklaşmayı hatırlatıyor. Ayrıca kendimizle ve yaşamla kurduğumuz bağın güçlenmesine büyük katkı sağlıyor.

 

Şefkat meditasyonu

Aşağıda yer alan meditasyon iki aşamadan oluşuyor. İlk aşamada sevgili hocam Ayşe Nilgün Arıt’ın Maya Şaman Şifası adlı kitabında yer alan “içe dönük gülümseme” uygulaması var. Bu kısım, kendimizi öz sevgimizle beslemeye yardım ediyor. İkinci aşama, bu sevgiyi en yakınımızdan başlayarak halka halka dünyamızda yaşayan tüm canlılara yaymayı amaçlayan sevgi şefkat (metta) meditasyonunu içeriyor. Meditasyonu, doğrudan yukarıda yer alan ses kaydını dinleyerek uygulayabilirsiniz. İsterseniz, aşağıda yer alan yönergeleri okuduktan sonra da yapabilirsiniz:

“Rahat ve dik bir pozisyonda oturun. Mümkünse, gözlerinizi kapatın. Önce dudaklarınıza yumuşak, tatlı bir gülümseme kondurun. Bu gülümseme, ağzınızın tamamını kaplasın. Onu hissedin, görün..

Sonra gülümseme gözlerinize, oradan yüzünüzün tamamına yayılsın.

Ardından gülümseme sırasıyla boğazınıza, kalp ve göğüs çevrenize, karın bölgenize, kalçanıza, kuyruk sokumunuzdan omurganızın tamamına ve tüm bedeninize yayılsın.

Sonra şu cümleleri içinizden tekrarlayın “sağlıklıyım, huzurluyum, güvendeyim”. Eğer tam öyle hissetmiyorsanız, “sağlıklı, huzurlu, güvende olayım. Acılarımdan, hüzünlerimden, korku ve endişelerimden özgürleşeyim” diyebilirsiniz.

Ardından sevgi ve şefkat dileklerinizi sırasıyla en sevdiğiniz kişiye, herhangi bir tanıdığınıza, oturduğunuz apartman, mahalle, şehir, ülke, dünyadaki tüm insanlara sevgi şefkat dileklerini kendi cümlelerinizle gönderin. Ve onların nezaketinin, sevecenliğinin, sevgisinin size geri döndüğünü hissedin.”

 
 

Çalışmalarımı takip edebileceğiniz diğer platformlar

Facebook Instagram LinkedIn SoundCloud Spotify

1 Yorum

Yorum yap...